Canlıların Temel Bileşenleri Özeti

Ygs Lys biyoloji konuları arasında yer alan canlıların temel bileşenleri özeti, konuya ait en önemli noktaların yer aldığı bu özet sayesinde pek çok soruyu rahatlıkla çözebileceksiniz. Sizin için hazırladığımız bilgiler, en sık karşılaşılan sorulardan ve önemli noktalardan oluşmaktadır. Aynı bilgilerin sesli hali ise; yolda geçirdiğiniz zamanlarda konuları dinlemenizi sağlamak amacı ile hazırlanmıştır.

  • Canlıların yapısını oluşturmakta olan bileşikler organik ve inorganik olarak ikiye ayrılmaktadır.
  • Su, bazlar, asitler, çeşitli tuzlar ve mineraller canlının yapısında bulunan inorganik bileşiklerdir.
  • Karbonhidratlar, proteinler, yağlar, nükleik asitler, vitaminler, enzimler ve ATP canlının yapısına katılan organik bileşiklerdir.
  • İnorganik maddeler canlı vücudunda sentezlenemediği için doğadan hazır alınır.
  • İnorganik maddeler sindirime uğramadan hücre zarından geçebilir ve enerji elde etmek için kullanılamaz.
  • Karbonhidratlar monosakkarit, disakkaritler ve polisakkaritler olmak üzere 3’ ayrılmaktadır. Genel formülleri (CH2O)n olarak tanımlanabilir.
  • Monosakkaritler, karbonhidratların yapı taşlarıdır. Glikozit bağı içermez ve sindirilmezler.
  • Monosakkaritlerin karbon sayıları 3 ile 8 arasında değişmektedir. En önemlileri, 5 karbonlu pentozlar ve 6 karbonlu heksozlardır.
  • Riboz ve deoksiriboz pentoz grubundadır. Bunlar hücrede enerji verici olarak kullanılamazlar.
  • Riboz, RNA ve ATP’nin deoksiriboz ise; DNA’nın yapısına katılmaktadır.
  • Heksozlara örnek olarak glikoz, fruktoz ve galaktoz verilebilir. Bu moleküllerin kapalı formülleri aynı, açık formülleri ise; farklı olduğundan birbirlerinin izomerleridir.
  • İki molekül monosakkaritin glikozit bağı ile birleşmesi sonucu disakkaritler oluşur. Bu sırada bir molekül su açığa çıkar.
  • Küçük moleküller birleşirken suyun açığa çıkmasıyla gerçekleşen olaya dehidrasyon denir.
  • Büyük moleküllerin su katılarak yapı birimlerine ayrıştırılmasına hidroliz denir.
  • Dehidrasyonda(dehidroliz) Atp harcanırken hidrolizde ATP harcanmaz.
  • Canlılarda bulunan disakkaritler maltoz, sakkaroz(sükroz) ve laktozdur.
  • Maltoz ve sükroz bitkisel, laktoz ise; hayvansal bir disakkarittir.
  • Disakkaritlerin sentezleri sırasında disakkarit sayısı kadar su oluşur. Örneğin 10 molekül maltozun sentezi sırasında 10 molekül su oluşur.
  • Çok sayıda monosakkaritin glikozit bağı ile bağlanması sonucu polisakkaritler oluşur.
  • Polisakkaritlerin temel yapı birimi glikozdur. N tane glikozun bağlanması sonucu n-1 molekül su oluşur.
  • Polisakkaritler, deposal ve yapısal olarak ikiye ayrılır.
  • Nişasta ve glikojen deposal selüloz ve kitin ise; yapısal polisakkaritlere örnektir.
  • Bitkiler glikozun fazlasını lökoplast gibi plastitlerinde nişasta olarak depolarlar.
  • Hayvansal besinlerle aldıkları nişastayı hücre dışında sindirerek glikoza dönüştürürler.
  • Bakteri, arke, mantar ve hayvanlar glikozun fazlasını glikojen olarak depolarlar.
  • Bitki hücrelerinde, hücre çeperinin temel maddesi selülozdur. Selüloz, insanlar tarafından sindirilemez.
  • Kitin, böcek ve örümcek gibi canlıların dış iskeletince bulunan azotlu bir polisakkarittir. Ayrıca mantarların hücre çeperinde de bulunur.
  • Glikojen, nişasta ve selüloz hepsi aynı yapı birimi olan glikozdan oluşur. Buna rağmen farklılık göstermelerinin nedeni glikoz moleküllerinin sayısı ve bağlanma şekilleridir.
  • Yağlar, karbon, hidrojen ve oksijen atomlarının birleşmesi sonucunda oluşurlar. Kimi yağlarda Azot ve fosfor da bulunabilir.
  • Lipitler, bir diğer adı ile yağlar trigliserit, fosfolipit ve streoit olarak gruplandırılabilir.
  • Trigliseritler, yani nötr yağlar 1 gliserol ve 3 yağ asidinin ester bağı ile bağlanması ile oluşurlar. Ortaya 3 adet de su molekülü çıkar. Olay, dehidrasyon sentezi olarak adlandırılabilir.
  • Trigliseritlerin içerdiği hidrojen atomu sayısı fazla olduğundan oksijenli solunumları parçalandıkları zaman protein ve karbonhidratlardan daha fazla enerji vermektedirler.
  • Trigliseritlerin yapısında bulunan yağ asitleri doymuş ve doymamış yağlar olarak ikiye ayrılır.
  • Karbon atomları arasında tek bağ bulunan yağ asitleri doymuş, bazı karbon atomları arasında çift bağ bulunan yağ asitlerine doymamış yağ asitleri denir.
  • Doymuş yağ asidi içeren yağlara doymuş yağ denir. Bu yağlar, hayvansal kaynaklı olup oda sıcaklığında katıdır. Tereyağı doymuş yağlara bir örnektir.
  • Doymamış yağ asidi içeren yağlara doymamış yağlar denir. Bu yağlar bitkisel yağlardır ve oda sıcaklığında sıvı haldedir. Zeytinyağı örnek olarak verilebilir.
  • Bitkisel yağların karbon atomları arasındaki çift bağlar kırılarak bu karbonlara hidrojen bağlanmasıyla margarinler elde edilir.
  • Vücutta sentezlenemediği için besinlerle beraber alınması gerekli olan yağ asitlerine temel yağ asitleri denir.
  • Fosfolipitler hücre zarının temel bileşenleridir.
  • Fosfolipitler, bir gliserole iki yağ asidinin bağlanması ile oluşurlar. Gliserole bağlanan üçüncü grup ise; bir fosfat ve bazdan oluşur.
  • Kolesterol, D vitamini, eşey hormonları steroitlere örnek olarak verilebilir.
  • Proteinlerin yapısında, karbon, hidrojen, oksijen ve azot bulunur. Bazı proteinler kükürt ve fosfor atomları da içerir.
  • Proteinlerin yapı birimi aminoasitlerdir. Bir aminoasidin yapısında amino(NH2), karboksilli(COOH) ve radikal grup(R) bulunur.
  • Canlıların yapısında 20 farklı çeşit aminoasit bulundurmaktadır. Bu aminoasitlerin yapısındaki amino ve karboksil grupları aynıdır. Amino asitlerdeki çeşitliliği radikal grup belirler.
  • Aminoasitlerin arasında peptit bağlarının kurulması ile proteinler sentezlenir.
  • Peptit bağı, bir aminoasidin amino grubu ile diğer aminoasidin karboksil grubu arasında su çıkışı ile oluşur. Bu bir dehidrasyon sentezi olayıdır.
  • Protein sentezi DNA’nın kontrolünde ribozom adı verilen organelde gerçekleşir. Bu yüzden her canlının protein yapısı kendine özgüdür.
  • İnsanlarda vücutta üretilemeyip besin yoluyla alınması zorunlu olan aminoasitlere temel(esansiyel) aminoasitler denir.
  • İnsanlarda 8 çeşit temel aminoasit bulunur.
  • Sıcaklık, PH, tuz derişimi ve basınç gibi etkenlerin proteinlerin yapısını bozmasına denatürasyon denir.
  • Proteinler primer, sekonder, tersiyer ve kuaterner olmak üzere dört farklı yapıda bulunabilir.
  • Organik moleküller, eşit miktarlarının içerdiği enerji miktarına göre çoktan aza doğru yağ, protein, karbonhidrat şeklinde sıralanırlar.
  • Organik moleküllerin hücrede enerji için kullanım sırası karbonhidrat, yağ, protein şeklindedir.
  • Organik maddelerin, hayvan hücrelerinde yapıya katılım miktarı çoktan aza doğru; protein, yağ, karbonhidrat şeklinde sıralanmaktadır.
  • Protein, karbonhidrat ve yağların oksijenli solunumda parçalanması ile karbondioksit ve su açığa çıkar. Proteinlerin oksijenli solunumda kullanılmasında bunlara ek olarak amonyak da oluşur.
  • Kimyasal bir tepkimenin başlaması için gerekli olan minimum enerji miktarına aktivasyon enerjisi denir.
  • Katalizör, tepkimeye girerek tepkimelerin hızını değiştiren fakat tükenmeyen kimyasal bir maddedir.
  • Canlı hücrelerde, aktivasyon enerjisi engelini düşünerek tepkimeleri hızlandıran biyolojik katalizörlere enzim denir.
  • Enzimler yapısına göre basit ve bileşik enzimler olmak üzere ikiye ayrılır.
  • Basit enzimler sadece proteinden meydana gelir.
  • Bileşik enzimler, protein ve yardımcı kısımdan oluşur.
  • Bileşik enzimlerin protein kısmına apoenzim, inorganik ya da organik yapılı kısmına ise; kofaktör adı verilir.
  • Enzim aktivitesinde görev yapan demir ve magnezyum gibi iyonlar inorganik kofaktörlerdir.
  • Kofaktörler, organik bir molekül ise; koenzim adını alır.
  • Apoenzim ve yardımcı kısmın oluşturduğu yapıya enzim anlamına gelen holoenzim adı verilir.
  • Enzimler, belirli bir koenzim ya da kofaktörle çalışır. Fakat bir koenzim ya da kofaktör birden fazla enzim ile çalışabilir.
  • Enzimlerin eti ettiği maddeye substrat denir.
  • Enzim ve substrat arasında anahtar kilit uyumu vardır. Bu yüzden her enzim belirli bir substrata etki edebilir.
  • Her hücrede tepkime çeşidi kadar enzim çeşidi vardır.
  • Enzimler, kimyasal tepkimelerden değişmeden çıktıklarından tekrar tekrar kullanabilirler.
  • Enzimler, genellikle çift yönlü çalışır. Yani, tol aldığı tepkime tersinirdir. Sindirim enzimleri tersinir değildir.
  • Enzimler, hücre içinde üretilir. Hücre içinde ve dışında çalışabilir. Çalışma hızları yüksektir.
  • Enzimler, genel olarak hücrelerde takım halinde çalışırlar. Bir enzimin ürünü diğer enzimin substratı olabilir.
  • Takım halinde çalışan enzimlerin aktiviteleri geri bildirim mekanizması ile denetlenirler.
  • Genel olarak aktif enzimler az, pasif enzimler ise; jen ekiyle biter.
  • Enzimler DNA’daki genetik şifreye göre ribozomda üretilir.
  • Enzimlerin en iyi çalışabileceği sıcaklığa optimum sıcaklık denir. Daha düşük ve yüksek sıcaklık enzimin çalışma hızını azaltır.
  • Enzimlerin yapısı optimumdan düşük sıcaklıklarda bozulmazken optimumdan yüksek sıcaklıklarda bozulur.
  • Enzimler genel olarak nötr PH derecesinde optimum faaliyet gösterir. Bazı enzimler asidik(pepsin) bazı enzimler ise; bazik(tripsin) etkinlik gösterir.
  • Ortamda yeterli substrat varsa enzim derişimi arttıkça tepkimenin hızı da artar.
  • Ortamda belirli miktarda substrat varken enzim derişimi artarsa tepki önce hızlanır, sonra sabit hızla devam eder.
  • Substratın yüzey alanı arttıkça tepkimenin hızı da artar.
  • Enzim miktarının sabit tutulduğu bir ortamda substrat derişimi artarsa, tepkime önce hızlanır sonra sabit hızla devam eder.
  • Enzim etkinliği arttıran maddelere aktivatör, enzim etkinliğini azaltan ya da durduran maddelere inhibitör denir.
  • Vitaminler organik yapıda olmalarına rağmen sindirime uğramazlar ve enerji vermezler.
  • A, D, E ve K vitaminleri yağda çözünen vitaminlerdir. Bu vitaminlerin fazlasının karaciğerde depolanması mümkündür.
  • B grubu vitaminleri ve C vitamini suda çözünen vitaminlerdir. Bu vitaminlerin fazlası idrarla atıldığından dolayı günlük olarak alınmaları gerekmektedir.
  • Vitaminlerin çoğu koenzim olarak kullanıldığı için vücuttaki vitamin eksikliğinde bazı enzimler görev yapamaz ve hastalıklar oluşur.
  • A vitamini eksikliğinde gece körlüğü, D vitamini eksikliğinde raşitizm, c vitamini eksikliğinde skorbit, B1 vitamini eksikliğinde Pellegra görülür.
  • Atp, adenin bazı, riboz şekeri ve 3 fosfat grubundan oluşan organik bir moleküldür.
  • Atp hücrelerin metabolik olayları için gerekli olan enerjiyi sağlar.
  • ATP büyük bir molekül olduğundan dolayı hücre zarından geçemez. Bu nedenle de canlı olan her hücre, kendi ATP’sini kendisi üretir.
  • Hücrede ADP’ye bir fosfat grubu eklenmesiyle ATP sentezlenir. Bu olaya fosforilasyon denir.
  • Enerjinin harcandığı reaksiyonlara endergonik reaksiyonlar denir. Biyosentez olayları ve aktif taşıma endergonik reaksiyonlardır
  • Enerjinin açığa çıktığı reaksiyonlara ekzergonik reaksiyonlar denir. Oksijenli ve oksijensiz solunum ekzergonik reaksiyonlara örnektir.

OKUYUCU YORUMLARI

2017 YGS - 12 Mart 2017
KATEGORİLER


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR!
Dillerin Sınıflandırılması ve Türkçe’nin Dünya Dilleri Arasındaki Yeri Test 4

Ygs-2 Puan Hesaplaması Nasıl Yapılır?

Kapat